AKCİĞER KANSERİ

Akciğer Kanseri Nedir?

Akciğer vücudumuzun oksijen gereksinimini sağlayan, solunum sistemi organıdır. Her organ gibi akciğer de birçok hücreden oluşur. Bu hücreler, akciğerin normal olarak görevini yapabilmesi için ihtiyaç doğrultusunda bölünerek çoğalırlar. Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan oluşan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik, beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir.

Akciğer kanserleri temel olarak 2 gruba ayrılırlar.
- Küçük hücreli dışı akciğer kanseri
- Küçük hücreli akciğer kanseri

Akciğer Kanseri Türleri:

Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri: Sık rastlanan akciğer kanseri türü olan küçük hücreli dışı akciğer kanserinin birkaç farklı türü vardır. Her biri farklı kanser hücrelerine sahiptir ve farklı şekillerde büyür ve yayılır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri türleri, kanserde bulunan hücre türlerine ve hücrelerin mikroskop altında nasıl göründüğüne göre adlandırılır: Skuamöz hücreli karsinom (epidermoid karsinom), büyük hücreli karsinom ve adenokarsinom sık karşılaşılan küçük hücreli dışı akciğer kanseri türleridir. Daha az rastlanan tipleri ise pleomorfik, karsinoid tümör, tükürük bezi karsinomu ve sınıflandırılmamış karsinomdur.

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri: Daha az rastlanan akciğer kanseri türü olan küçük hücreli akciğer kanserinin içerdiği kanser hücreleri ve mikroskop altında görünüm şekillerine bağlı olarak 2 farklı türü vardır: küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri ve kombine tip küçük hücreli akciğer kanseridir.

 

 

Risk Faktörleri Nelerdir?
Bir hastalığa yakalanma olasılığını artıran unsurlara risk faktörü denir. Risk faktörü olması kanser olacağınız, risk faktörleri olmaması da kanser olmayacağınız anlamına gelmez.

Akciğer kanseri için risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır.

Sigara, pipo, nargile veya puro içmek: Sigara içmek akciğer kanseri için en önemli risk faktörüdür. Sigara, puro, pipo, nargile içmek akciğer kanserine yakalanma riskini artırır. Akciğer kanserine yakalanan 10 erkeğin 9’unda, 10 kadının 8’inde sigara içme öyküsü vardır.  Araştırmalar düşük katranlı veya düşük nikotinli sigara içmenin akciğer kanseri riskini azaltmadığını göstermiştir. Ayrıca çalışmalar, sigara içimi kaynaklı akciğer kanseri riskinin, günlük içilen sigara sayısı ve içilen yıl sayısı ile arttığını göstermektedir.

Sigara dumanına maruz kalmak (pasif içicilik): Sigara dumanına maruz kalmak da akciğer kanseri için risk faktörüdür. Sigara dumanına maruz kalan kişiler, sigara içenlerle kansere neden olan aynı maddelere biraz daha az miktarda maruz kalmaktadırlar.

İşyerinde asbest, arsenik, krom, berilyum, nikel, kurum veya katrana maruz kalmak: Asbest, arsenik, krom, nikel, berilyum, kadmiyum, katran ve dumana maruz kalanların akciğer kanserine yakalanma riskleri yüksektir. Bu maddelere maruz kalma süresi ve maruz kalınan seviye arttıkça risk de yükselmektedir.

Herhangi bir nedenle yoğun radyasyona maruz kalmak: Atom bombası, radyasyon terapisi, görüntüleme testleri ve radon gazı radyasyona maruz kalma kaynaklarıdır. Bu kaynaklara maruz kalma süresi ve maruz kalınan yoğunluk arttıkça akciğer kanserine yakalanma riski de artmaktadır.

Hava kirliliğinin olduğu yerde yaşamak: Çalışmalar, hava kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde yaşamanın akciğer kanseri riskini arttırdığını göstermektedir.

Ailede akciğer kanseri öyküsü: Ailede akciğer kanseri öyküsü, akciğer kanseri için risk faktörüdür. Akciğer kanserine yakalanmış akrabası olan kişiler, akciğer kanseri akrabası olmayan kişilerden iki kat daha fazla akciğer kanserine yakalanma riskleri vardır. Sigara içmek bir aile eğilimi olarak kendini gösterdiği ve sigara içmeyen aile bireylerinin de pasif içici olarak sigara dumanına maruz kalmalarından mı yoksa akciğer kanseri aile öyküsü nedeniyle mi hastaların akciğer kanserine yakalandıklarını bilmek oldukça  zordur.

HIV enfeksiyonu: AIDS hastalığının nedeni olan HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) ile enfekte olmak daha yüksek bir akciğer kanseri riski nedeni olabilir. HIV ile enfekte olan kişiler, enfekte olmayanlardan iki kat daha fazla akciğer kanseri riski taşıyabilirler. HIV ile enfekte olanlarda sigara içme oranlarının enfekte olmayanlara göre daha yüksek olması nedeniyle, akciğer kanseri riskinin artmasının HIV enfeksiyonundan mı yoksa sigara dumanına maruz kalmaktan mı olduğu belli değildir.

Yaşlılık çoğu kanser için ana risk faktörlerinden biridir. Kansere yakalanma olasılığı yaşlandıkça artar.

Bütün bu faktörler ile birlikte sigara içmek, akciğer kanserine yakalanma olasılığını arttırır.


Akciğer Kanserinde Erken Tanı Mümkün mü?

Akciğer kanserinin küçükken ve yayılmadan önce, erken bir evrede tespit edilmesi, başarılı bir şekilde tedavi edilme olasılığını arttırır.  Ancak genellikle akciğer kanseri belirtileri, hastalık ileri bir evreye gelene kadar ortaya çıkmaz. Akciğer kanseri bazı belirtiler gösterse bile, enfeksiyon ya da sigaradan kaynaklanan etkiler olarak düşünüldüğü için atlanır ve tanı gecikir.


Belirtileri Nelerdir?

Akciğer kanseri herhangi bir belirti veya semptoma neden olmayabilir ve başka bir rahatsızlık ya da durum için çekilen akciğer grafisinde görülebilir. Aşağıda sıralanan belirti ve semptomlar akciğer kanseri veya başka bir durumdan kaynaklanıyor olabilir. Bunlardan  herhangi birine sahipseniz doktorunuza danışmalısınız.

- Göğüste ağrı veya acı
- Geçmeyen ya da zamanla daha da kötüleşen öksürük
- Zor nefes alma
- Hırıltı
- Balgamda kan
- Tekrarlayan bronşit veya zatürree
- Ses kısıklığı
- İştah kaybı
- Sebepsiz kilo kaybı.
- Yoğun yorgunluk hissi
- Yutma problemi
- Yüzde ve/veya boyun damarlarında şişlik.

 


Akciğer Kanserinde Tanı Nasıl Konur?

Akciğer kanseri tanı ve evreleme testleri genellikle aynı anda yapılır. Aşağıdaki yöntemler tanı ve evreleme için kullanılır.

Fizik muayene ve medikal öykü: Genel sağlık durumunu kontrol etmek vücut muayenesidir. Hastanın geçmişi sigara içme, iş, hastalıklar, aldığı tedavileri de içeren öyküsü detaylıca alınır.

Laboratuvar testleri: Doku, kan, idrar veya diğer vücut örneklerinin test edilmesi sağlanır. Bu testler hastalığın teşhis edilmesine, tedavinin planlanmasına ve kontrol edilmesine ya da zaman içinde hastalığın izlenmesine yardımcı olur.

Röntgen: Göğüs içindeki organ ve kemiklerin röntgeni çekilir.

BT taraması (bilgisayarlı tomografi): Göğüs gibi vücudun içinde yer alan organların farklı açılardan çekilmiş bir dizi ayrıntılı resmini oluşturan yöntemdir. Organ resimleri, röntgen cihazına bağlı bir bilgisayar tarafından oluşturulur. Bazen organların ya da dokuların daha net görünmesine yardımcı olmak için damar içine enjekte edilebilir boya kullanılabilir.

Balgam sitolojisi: Kanser hücrelerini kontrol etmek için balgam örneğinin (akciğerlerden toplanan mukus) bir mikroskop altında incelenmesidir.

Torasentez: İğne kullanarak göğsün iç kısmı ile akciğer arasındaki boşluktan sıvı alınır ve bu sıvı kanser hücrelerini araştırmak için mikroskop altında incelenir.

Biyopsi: Akciğer kanseri şüphesi varsa, biyopsi yapılır. Biyopsi için aşağıdaki yöntemler kullanılır.
  - İnce iğne aspirasyonu: İnce bir iğne kullanarak akciğerden doku veya sıvının çıkarılması işlemidir. Akciğerdeki anormal doku veya sıvının yerini belirlemek için BT taraması, ultrason veya başka bir görüntüleme prosedürü kullanılır. İğne ile örnek alınır ve kanser hücrelerini aramak için mikroskop altında incelenir.
  - Bronkoskopi: Trakea ve büyük hava yollarındaki anormallikleri görüntülemek için kullanılan bir yöntemdir. Görüntüleme için lensi ve ışığı olan ince, tüp benzeri bir alet olan bronkoskop burundan veya ağızdan trakea ve akciğerlere sokulur ve incelemek için örnek alınır.
  - Torakoskopi: Göğüs içindeki organları kontrol etmek için yapılan cerrahi işlemdir. İki kaburga arasına bir kesik (kesik) yapılır ve görüntüleme için lensi ve ışığı olan ince, tüp benzeri bir alet olan torakoskop yerleştirilir ve incelemek için örnek alınır.
  - Mediastinoskopi: Akciğerler arasındaki organlara, dokulara ve lenf bezlerine bakmak için cerrahi bir yöntemdir. Göğüs kemiğinin en üstüne bir kesik (kesik) yapılır ve göğse bir mediastinoskop yerleştirilir ve incelemek için doku veya lenf nodu örnekleri alınır.
  - Moleküler test: Doku, kan veya başka vücut sıvısı örneğinde belirli genleri, proteinleri veya diğer molekülleri kontrol etmek için yapılan laboratuar testidir. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde meydana gelen belirli gen veya kromozom değişiklikleri moleküler testler ile kontrol edilir.
  - İmmünohistokimya: Doku örneğindeki bazı antijenleri kontrol etmek için antikorları kullanan bir testtir. Antikor, dokunun mikroskop altında ayrıştırılmasına neden olan bir radyoaktif maddeye veya boyaya bağlanır.

 


Akciğer Kanserinde Hastalık Aşamaları Nelerdir?(Evreleme)

Kanser tanısı konduktan sonra hekiminiz öncelikle hastalığın yaygınlığını veya bir başka deyişle hangi aşamada olduğunu (evre) saptayacaktır.

 

Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra, kanser hücrelerinin akciğerler içinde mi yoksa vücudun diğer kısımlarında mı yayıldığını bulmak için testler yapılır.

Kanserin vücutta yayılmasının üç yolu vardır.
Doku: Kanser, başladığı yerden yakındaki bölgelere yayılarak yayılır.
Lenfatik sistem: Kanser lenf damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılır.
Kan: Kanser kan damarlarından vücudun diğer bölgelerine yayılır.

Kanserin vücudun başka bir bölgesine yayılmasına metastaz denir. Kanser hücreleri, başladıkları yerden (birincil tümör) ayrılır ve lenf sistemi veya kandan vasıtasıyla yayılır.

Kanserin akciğerler içinde mi yoksa vücudun diğer bölümlerine yayıldığını tespit eden sürece evreleme denir. Evreleme sürecinden toplanan bilgiler hastalığın evresini belirler. Tedaviyi planlamak için hastalığın evresini bilmek önemlidir.

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri evreleri aşağıda belirtilmiştir.

Evre I: Tümör sadece akciğerdedir ve henüz lenf bezlerine yayılmamıştır.

Evre II: Kanser en yakın lenf bezlerine veya sadece göğüs duvarına yayılmıştır. Yayıldığı gölgelere göre II A ve II B olarak alt gruplara ayrılır.

Evre III: Kanser her iki akciğer arasında, kalbin de yer aldığı boşluğa veya buradaki lenf bezlerine yayılmıştır. Yayıldığı bölgelere göre III A, III B ve III C olarak da alt gruplara ayrılır.

Evre IV: Kanser, beyin, karaciğer, adrenal bez, böbrek, kemik gibi akciğerin yakınında olmayan bir organ veya bir lenf düğümüne yayılmıştır. Yayıldığı bölgelere göre IV A ve IV B olarak da alt gruplara ayrılır.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserini teşhis etmek için kullanılan testlerin bazıları da hastalığın evresini belirmek için kullanılır. Genel testler dışında evre tespiti kullanılan yöntemler aşağıda belirtilmiştir.

PET taraması (pozitron emisyon tomografi taraması): Vücuttaki kötü huylu (malign) tümör hücrelerini bulma yöntemidir. Damar içine az miktarda radyoaktif glikoz (şeker) enjekte edilir. PET tarayıcı vücut etrafında döner ve vücutta glikozun nerede kullanıldığını gösterir. Kötü huylu tümör hücreleri daha fazla aktif oldukları ve normal hücrelere göre daha fazla glikoz aldıkları için görüntüde daha parlak görünür.

Solunum fonksiyon testi (PFT): Akciğerlerin çalışma durumunu görmek için yapılan bir testtir. Akciğerlerin ne kadar hava alabildiğini ve havanın akciğerlere ne hızla girip çıktığını ölçer. Ayrıca, ne kadar oksijen kullanıldığını ve solunum sırasında ne kadar karbondioksit verildiğini ölçer. Bu test akciğer fonksiyon testi olarak da adlandırılır.

Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi: Kemik iliği, kan ve küçük bir kemik parçasının, kalça kemiği veya göğüs kemiğinden alınarak mikroskop altında incelemesi işlemidir.

 


Akciğer Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde kullanılan standart tedavi yöntemleri bu bölümde belirtilmiştir.

Ameliyat: Akciğer kanseri hastalarından ameliyat ile kanserli dokunun vücuttan tamamen temizlenmesidir.  Akciğer kanseri tanısı koyulduğunda öncelikle hastanın ameliyata uygun olup olmadığı değerlendirilir. Akciğer kanserinde kanserin yayılım durumuna göre farklı ameliyatlar uygulanır.

Wedge (kama) rezeksiyon: Tümörü ve çevresindeki normal dokuların bir kısmını çıkarmak için yapılan ameliyattır.

Lobektomi: Akciğerin bir lobunu (bölüm) çıkarmak için yapılan ameliyattır.

Pnömonektomi: bir akciğerin tamamen çıkarılması için yapılan ameliyattır.

Ameliyat sonrasında, bazı hastalara kalan kanser hücrelerini öldürmek için kemoterapi veya radyasyon tedavisi (radyoterapi) verilebilir. Kanserin tekrarlamasını önlemek için ameliyat sonrası verilen tedaviye adjuvan tedavi denir.

Radyasyon tedavisi (radyoterapi): Kanser hücrelerini öldürmek veya büyümelerini önlemek için yüksek enerjili ışınları kullanan kanser tedavisidir. Radyasyon terapisinin veriliş şekli tedavi edilen kanserin tipine ve evresine bağlıdır. Ayrıca, kanserin nerede bulunduğuna da bağlıdır. İki çeşit radyasyon terapisi vardır: harici ve dahili radyasyon tedavisi.
Harici radyasyon terapisinde kansere direkt olarak radyasyon göndermek için bir makine kullanılır.  Bir tür harici radyasyon tedavisi olan Stereotaktik radyoterapide, hasta her tedavi seansında aynı pozisyonda olur ve böylece kanserli bölgenin yakındaki sağlıklı dokuya daha az zarar verilir.

Dahili radyasyon terapisi, doğrudan kanserin içine veya yakınına yerleştirilen iğnelere, tohumlara, tellere veya kateterlere kapatılmış bir radyoaktif madde kullanır.

Kanserde İlaç Tedavisi

Kemoterapi: Kemoterapi, kanser hücrelerinin büyümesini durdurmak için hücreleri öldüren ya da bölünmelerini durduran ilaçları kullanan tedavidir. Kemoterapi ağız yoluyla alınabilir veya damar veya kas içine enjekte edilebilir. İlaçlar kan dolaşımına girer ve böylece vücuttaki kanser hücrelerine ulaşabilir. Kemoterapinin veriliş şekli tedavi edilen kanserin tipine ve evresine bağlıdır.

Hedefe Yönelik Tedavi: Hedefe yönelik tedavi, kanser hücrelerine saldırmak için ilaç veya diğer maddeleri kullanan bir tedavi şeklidir. Genellikle  hedefe yönelik tedaviler normal hücrelere kemoterapi veya radyasyon terapisinden daha az zarar verir. Monoklonal antikorlar ve tirozin kinaz inhibitörleri, ileri, metastatik veya tekrarlayan küçük hücreli dışı akciğer kanserini tedavi etmek için kullanılan iki ana hedefe yönelik tedavi türüdür.
  - Monoklonal antikorlar: Monoklonal antikor tedavisi, tek bir bağışıklık sistemi hücresinden elde edilen antikorları kullanan kanser tedavisidir. Bu antikorlar, kanser hücrelerinde bulunan maddeleri, kandaki veya kanser hücrelerinin büyümesine yardımcı olan dokulardaki normal maddeleri tanımlar. Antikorlar maddelere yapışır ve kanser hücrelerini öldürür, büyümelerini engeller veya yayılmalarını önler. Monoklonal antikorlar infüzyonla verilir.
  - Tirozin kinaz inhibitörleri: Tirozin kinaz inhibitörleri, hücre zarından geçen ve kanser hücrelerinin büyümesi ve bölünmesi için gerekli sinyalleri engellemek için kanser hücrelerinin içinde çalışan küçük moleküllü ilaçlardır.

İmmünoterapi: İmmünoterapi, hastanın bağışıklık sistemini kanserle savaşmak için kullanan bir tedavi yöntemidir. Vücut tarafından veya laboratuarda yapılan maddeler, vücudun kansere karşı doğal savunmasını artırmak, yönlendirmek veya eski haline getirmek için kullanılır. Bu tip kanser tedavisine biyoterapi veya biyolojik tedavi de denir. İmmün kontrol noktası inhibitör tedavisi, bir tür immünoterapidir.

 

 

İçerik aşağıdaki linkten alınmıştır.
https://www.kanser.org/saglik/toplum/kanser-turleri-alt-kategori/akciger-kanseri-nedir

Referanslar :

IOTR20NP00163 – 02/2020